Genç Gelişim Dergisi

Yeni Yılda Kendinize Mutluluk Armağan Etmeye Ne Dersiniz?

Written By: admin - Şub• 15•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

mutluluk

Kim istemez ki, mutlu, huzurlu neşeli ve çevresini de sürekli mutlu eden bir ruh haline sahip olmayı değil mi? Bazen mutluluğu koşullara bağlarız. Eğer biri beni severse, eğer istediğim terfiyi alırsam, eğer maaşıma istediğim zammı alırsam, eğer beğendiğim arabayı alırsam… Oysa özde mutlu ve huzurlu olamayan kişi, tüm bu isteklerine sahip olduğunda da mutlu olamayacak ve hemen başka bir beklentinin kendisini mutlu etmesini bekleyecektir.

Beyin ve ruh olarak içimizde mutluluğu ve huzuru yaratabilirsek, çevremiz de bizden etkilenecek ve mutluluğa, huzura katalizör olacağız.

Mutluluk, dışarıda bizi etkileyen şartlar her ne olursa olsun, herhangi bir koşula bağlı olmaksızın içimizde yükselen bir coşku ve huzurdan ibarettir. Daha önemlisi mutluluk modellenebilir bir kavramdır. Mutsuz olmayı ve acı çekmeyi öğrenen beyin, mutlu ve neşeli olmayı da öğrenir. Bu güzel bilgiyi biraz daha açalım isterseniz:

Düzenli olarak tekrarlayacağımız egzersizler (en az bir ay) huzura, neşeye ve mutluluğa davetiye çıkartabilir.

Hadi gelin göz atalım şimdi birlikte bu egzersizlere:

1. Mutlu bir ruh haline sahip olmak istiyorsak, kullandığımız kelimeleri değiştirmemiz gerekir.

Çünkü bilinçaltı zihnimiz işlevi itibariyle,  kullandığımız kelimeleri, kendi gerçekliği haline getirmeye çalışır. Bu yüzden, kullandığımız kelimeleri özenle seçmeliyiz. Kötüyüm, hastayım, şanssızım, mutsuzum, kadersizim, aptalım, cahilim, v.b. kötü çağrışım yaratan kelimeleri acele olarak kelime haznemizden çıkartalım. Yerine mutluyum, huzurluyum, neşeliyim, sevgi doluyum, çok akıllıyım, sevinç ve neşe içindeyim. Günden güne daha huzurlu, mutlu ve neşeli oluyorum. Huzur daima benimle beraber gibi cümleler kurmayı ve mutluluk veren kelimeleri söylemeyi alışkanlık haline getirelim. Bilinçaltımız tüm bunları bir süre sonra gerçekliği haline getirecektir.

2. Zihin ve beden birbiriyle paralel çalışır.

Fiziksel olarak kendimizi iyi hissetmezsek, zihinsel olarak da iyi hissetmeyiz. Zihinsel olarak çok gevşek, mutlu ve huzurlu olursak, bedenimizde de bu gevşekliği ve huzuru hissederiz. O halde mutlu ve huzurlu olabilmek için hem bedenimizi hem de zihnimizi sürekli gevşetmemiz gerekir.

3. Zihnimizi gevşetmek için meditasyon mükemmel bir yoldur.

Meditasyon denilince bazı insanların gözü korkabilir. Meditasyon, zihni sessizleştirmektir ve her gün 10-15 dakika sessizliğe zaman ayırırsak zihnimizi sakinleştirebiliriz. İlk zamanlar zihni sessizleştirmek zor olabilir. Nefesimize odaklanır ve sadece nefes alış verişlerimizi birden ona kadar sayarsak, zihnimiz yavaş yavaş sakinleşecektir. On kere saydıktan sonra, tekrar birden başlayarak yine ona kadar sayalım, sonra tekrar sayalım. Eğer bu süre içinde zihnimize düşünceler gelirse bu düşüncelere direnmeyelim, sadece gözlemci olalım. Düşüncelerin gelip gitmesine sakince izin verelim. Direnmezsek kısa sürede çekip gittiklerini görürüz.

4. Güne mutlaka tebessüm ederek başlayalım.

Sabahleyin yüzümüzü yıkadıktan sonra, aynanın karşısına geçip uzun uzun gözlerimizin içine bakıp, kendimizi ne kadar çok sevdiğimizi sesli olarak ifade edip, gülümseyelim.

5. Gün içinde şimdide kalmaya fazlasıyla özen gösterelim.

Geçmişi ve henüz yaşanmamış geleceği düşünmek, bizi mutsuz ve huzursuz etmekten başka hiç bir işe yaramaz. Bu yüzden her anı dolu dolu yaşayıp hakkını verelim. Zihnimizi sürekli gözlemleyelim. Geçmişe gittiğimizi veya geleceği düşündüğümüzü fark ettiğimizde hemen şunu söyleyelim: “Benim adım ……….. ve bugün 01.02.2013 (Bulunduğunuz günün tarihini söyleyin siz…) Ve ben şimdi, şu anda buradayım.” Bu işe yarayan bir egzersizdir. (Anda yaşamakta zorlananlar için, “Farkındalık Maceraları” adlı kitabı tavsiye ederim. Yazarı: Jan Chozen Bays)

6. Kendimiz dâhil, hiç kimseyi ve hiçbir olayı yargılamayalım.

Her ne oluyorsa sevgiyle kabul edelim. Zira yargıladıkça, yargıladığımız olayların içinde buluruz kendimizi (Evren yasalarından biri). Bu sık sık başımıza gelmiştir. Kendimizi sevgiye odaklayalım. Olana, olduğu haliyle ve sevgiyle kabul verelim ki aynı olayı tekrar yaşamayalım.

7. Şükretmek çok güçlü bir egzersizdir.

Gün içinde programlı olarak şükretmeye özen gösterelim. Kendinize sorduğunuz on soru ile günlük şükür egzersizleri yapmanızı tavsiye ederim. Bu soruları her gün kendinize sorarsanız, günden güne mutluluğunuzun, içsel huzurunuzun ve farkındalığınızın arttığını göreceksiniz. Önerim, her gün sabah ve akşam bu sorulara cevap vermeniz.

1. Şu anda hayatımın nesinden memnunum?

2. Şu anda hayatımda beni neler heyecanlandırıyor?

3. Şu anda hayatımda nelerden gurur duyuyorum?

4. Şu anda hayatımda nelere minnet duyuyorum?

5. En çok ne yapmaktan zevk alıyorum?

6. Hayatımda benim için en önemli durum ne?

7. Daha olumlu nasıl düşünürüm?

8. Problemim var mı? Bu problemin harika yanı nedir?

9. Hayatımı daha mükemmel bir hale nasıl getirebilirim?

10. Bugün beni mutlu edecek neler oldu?

11. Bugün küçük de olsa kimlere iyilik yaptım?

12. Şu anda bana kendimi iyi hissettiren şeyler neler?

8. Yediğimiz, içtiğimiz besinlere dikkat edelim.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Sağlıksız beslenmenin depresyona ve mutsuzluğa yol açtığını unutmayalım. Her gün olmasa da, haftada birkaç kez, tam tahıllı gıdalar, muz, kuruyemiş (özellikle, badem ve ceviz) tüketelim ve protein ağırlıklı (yumurta, peynir, süt, et veya tavuk eti) beslenmeye özen gösterelim. Mutluluğumuz için B vitamini almamız şart. Eğer vücudumuzun ihtiyaç duyduğu gerekli B vitaminini günlük olarak alamıyorsak,  B vitamini tabletleri bu görevi yerine getirecektir.

9. Gün içinde, yarım saat de olsa, rutinden çıkıp bize keyif veren şeyler yapmaya özen gösterelim.

Bu, motive edici bir kitap veya makale okumak olabilir, keyifli bir müzik dinlemek olabilir, yürüyüş yapmak veya dans etmek olabilir, hatta size mutluluk veren bir hayal bile olabilir.

10. Sağlımıza özen gösterelim.

Her gün düzenli olarak yarım saat de olsa yürüyelim. İmkânımız varsa spor yapalım. Derin diyafram nefesleri alıp, kanımızdaki oksijen miktarını artırmaya gayret edelim.

 

Bazen de ne yapsak mutsuz oluruz. Bırakın o zaman, mutsuzluğunuzu yaşayın bir süre, onu gözlemleyin ve “Evet, şu anda ben mutsuzum bunu görüyorum, ancak bir süre sonra geçecek!” deyin. Mutsuzluğun içinden kolayca geçeceksiniz o zaman.

*

A.Nilgün Aktaş

www.nilgunaktas.com

Genç Gelişim Dergisi Şubat 2013 Sayısı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir