Genç Gelişim Dergisi

Osmanlı’yı Zirveye Taşıyan Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman

Written By: Genç Gelişim - May• 29•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

kanuni-sultanin-resmi

“Ben bu dünyanın sultanıyım.” diyordu Muhteşem Süleyman. “Ben Süleyman’ım. Mekke ve Medine’nin koruyucusuyum. Bağdat’ın şahıyım. Bizans Roma’sında Sezar’ım. Ve Mısır’da sultanım.” Asya’da Kafkas dağlarından Acemistan içlerine, Yemen’e, Aden ve Arabistan Çöllerine; Afrika’da Mısır, Tunus, Fas ve Cezayir’e Avrupa’da Viyana önlerine kadar uzanan topraklarla Osmanlı İmparatorluğu’nu en geniş sınırlarına ulaştıran Kanuni demesin de kim desin bu sözleri?

Osmanlı İmparatorluğu’nu en geniş sınırlarına ulaştıran Kanuni, Müslümanlar tarafından Şanlı Süleyman, Avrupalılarca Muhteşem Süleyman (Magnificent, Magnifique, Der Practige, Grand Turc) olarak anılır. Yıllardır Osmanlı topraklarında uygulanan kanunları İslam Hukuku esasları altında toplattırarak yazılı hale getirmesi nedeniyle de kendisine “Kanuni” unvanı verilmiştir. Aynı zamanda şair olan Kanuni, ‘Muhibbî’ mahlasıyla şiirler yazmıştır. Savaş meydanlarının yenilmez savaşçısı bu çok unvanlı padişah, 16. yüzyılın en büyük ve akıllı adamlarından biri olarak geçer tarihe. Ancak aynı zamanda büyük aşkı Hürrem, iç isyanlar, saray entrikaları arasında dönemin en trajik figürlerinden biri olmuştur.

27 Nisan 1495 tarihinde doğan Süleyman’ın babası I. Selim, annesi ise Kırım hanı Mengli Giray’ın kızı Ayşe Hafsa Sultan idi. Çok iyi bir eğitim ve terbiye gördü. İlk eğitimini ninesi Gülbahar Hatun’dan aldıktan sonra, 7 yaşına geldiğinde İstanbul’a, dedesi İkinci Bayezid’in yanına gönderildi. Burada yoğun olarak edebiyat, tarih, fen ve din eğitimine tabi tutuldu. Ayrıca Süleyman astronomiye de özel bir ilgi duyuyordu. Savaş teknikleri dersiyle ise onun imparatorluğu en geniş sınırlarına ulaştırmasını sağlayacak askeri hüneri yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Adeta tahtta büyüyen Süleyman, küçük yaştan itibaren imparatorluğun sorunlarını biliyor ve bunlara çözümler üretebiliyordu. Küçüklüğünden beri okuduğu Kuran-ı Kerim ise idari konuda dersler çıkardığı bir kaynak kitap vazifesi görmüştü. Babası Yavuz Sultan Selim’in ölümü üzerine, 30 Eylül 1520’de 25 yaşındayken 46 yıl kalacağı Osmanlı tahtına geçti. Osmanlılarda tahta geçen her padişah için imparatorluk sınırlarını genişletmek en önemli sorumluluktu. Kanuni de Osmanlı tahtının üzerine yüklediği bu mesuliyeti hakkıyla yerine getirmek üzere ilk olarak Belgrat’a yöneldi ve 1521’te burayı Osmanlı topraklarına kattı.

Rodos Adası’nı Osmanlı Toprağı Yapan Taktik

Hıristiyanların Osmanlı’ya en yakın en gözde adası olan Rodos, Osmanlılar açısından Türk denizinde yer alıyor ve alınması gerekiyordu. Adada bulunan 15.000 asker, tüm Hıristiyan dünyasından seçilmiş olan eğitimli şövalyelerden oluşuyordu. Tam anlamıyla bir Müslüman-Hıristiyan çatışmasına sahne olacak bu adanın alınmasında Kanuni top kullanmanın dışında farklı bir taktik geliştirdi. Ordu bu kez surları yıkarak tepeden inmeyi denemeyecekti. Daha önceden uygulanan bu taktik, çok kan akmasına sebep oluyordu. Bunun yerine askerler çok kısa bir süre içinde ada içlerine kadar ilerleyen 50’ye yakın tünel kazdılar. Bu son derece tehlikeli çalışma adayı dipten yıkmanın en emin yoluydu. Ada içine girmeden 150 güne yakın bir süre kuşatmada beklendikten sonra saldırıya geçilerek tüneller sayesinde karşı güç kırıldı. Bu adanın alınması Süleyman’ı bir padişah olarak daha da güçlü bir konuma getirdi.

Fransa ve Kral Fransuva’yı Nasıl Kurtardı?

Tüm Avrupa’da hakimiyet sağlamayı amaçlayan Alman İmparatoru Şarlken’e esir düşen Fransa Kralı Fransuva’nın annesi Düşes Dangolen, Kanuni’ye bir mektup yazarak yardım istemişti. Bunun üzerine Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, Fransa’nın Akdeniz kıyısındaki şehri Nis’e giderek Şarlken’in donanmasını yenilgiye uğrattı. Böylece hem Fransa, hem de Fransuva kurtulmuş oldu.

Viyana Nasıl Kuşatıldı?

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Mohaç Meydan Savaşı’yla Macaristan’ı ele geçiren Kanuni Sultan Süleyman için Viyana alınırsa, binlerce kişilik ordu burada mevzilenecek ve Batı’nın kapıları Osmanlılara açılmış olacaktı. Viyana üzerine yapılan seferde Osmanlı ordusunun ağır topları Viyana’nın ağır kış şartlarına dayanamadı. Orduyu zaferden zafere koşturan toplar, bu kez yan çizmiş, Viyana açıklarında çamura saplanıp kalmıştı. Kanuni ve ordusu küçük top ve silahlarla ilerler; ancak Viyana önlerine yaklaşan ordu bu kez de dev surlar ve güçlü köprüler tarafından durdurulur. Uzun süren bir kuşatmadan sonra umudunu iyiden iyiye yitiren Kanuni, ordusuna ilk kez geri çekilmeyi emreder. Viyana Kuşatması Kanuni ve Osmanlı için bir dönüm noktasıdır. Kanuni ilk kez kaybetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu ise Batı’da ulaştığı toprakların son sınırına varmıştır.

Akdeniz Bir Türk Gölü

Kanuni, Venediklilerin elinde bulunan Cezayir’i Osmanlı topraklarına kattıktan sonra, Preveze Deniz Savaşı’nda Andrea Doria komutasındaki Haçlı Donanması’nın Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması tarafından 27 Eylül 1538’de yenilgiye uğramasıyla Akdeniz bir Türk Gölü haline geldi.

Şehzade Mustafa Olayı

1541 yılında tekrar Avrupa’ya sefer yaparak Macaristan’ı Osmanlı Vilayeti haline getirdi. Estergon ve İstolni-Belgrad ile Peç ve Sikloş alınmasından sonra Kanuni tartışmasız Cihan Padişahı kabul edildi. 1548-1549’da Safevilerle savaşarak Tebriz ele geçirildi. Bu sıralarda Şehzade Mustafa olayı yaşandı. Mustafa, I. Süleyman’ın Mahidevran Sultan‘dan olan ilk çocuğudur. Şehzade Mustafa yetişkinliğe ulaşınca Osmanlı geleneğine uyarak Amasya‘ya vali olarak gönderildi. Yine gelenek olduğu üzere annesi Mahidevran Sultan da oğluyla birlikte Amasya’ya gitti. Şehzade Mustafa’nın I. Süleyman’ın en büyük oğlu ve sevilen bir şehzade olması nedeniyle babasından sonra tahta çıkması bekleniyordu. Ancak Mustafa, bir süre sonra babasına karşı ayaklandı. Büyük bir tehlike haline gelirken 1553 yılında Ereğli Ovası’nda boğduruldu. Bu konuda bazı araştırmacılar Mustafa’yı, bazıları I. Süleyman’ı, bir kısmı ise Hürrem Sultan’ı ve Damat Rüstem Paşa‘yı eleştirir. Bu olaydan bir müddet sonra ise Şehzade Bayezit ayaklandı. İran’a gitti. Şah ise barışı bozmamak için şehzadeyi katletti.

12. seferini (1553-1555) İran’a yapan Kanuni Güney Azerbaycan’a gelince Şah barış istedi. 1555 yılında yapılan Amasya Antlaşması‘na göre Tebriz İran’a, Bağdat ve Gürcistan’ın önemli bir bölümü Osmanlılara bırakıldı. Son seferini Zigetvar Kalesi’ne yaptı. Ancak kalenin fethini göremeden 6 Eylül 1566’da burada vefat etti. Bir gün sonra ise kale düştü. Zigetvar Osmanlılara geçmişti.

 

Buğra Öner Kocukeli

www.gencgelisim.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan Sorunlarınızın Üstesinden Gelin! başlıklı makalemizde bilinçaltı telkinler, sorunlarınızın üstesinden gelin ve telkin cdler hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir