Genç Gelişim Dergisi

NLP ve Dil

Written By: Genç Gelişim - Mar• 09•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

dil

 

Geleneksel batıni disiplinlerde “dilin işlevi” çok çeşitlidir. Öncelikle şu söylenmelidir ki, paradoksal biçimde, bu öğretilerin “tümüyle kitaplarda bulunmayacağını” belirten kitaplar yazılmıştır. Bu ifade, doğrusal ve rasyonel bilincin dışında başka bir bilinç biçiminin olabileceğini düşünmeyenlerin, geri çekilmelerine yol açabilir. İkinci olarak “dil” belirli yaşantıların gerçekleşebileceği koşulları tanımlar. Örneğin, yelkencilik üzerine bir kitap okumakla, rüzgar şiddetinin ve açısının teknenin hızı üzerindeki etkileri ve kıyı şeridinin tehlikeli kısımları üzerine bir fikre sahip olabiliriz. Ama hayatında hiç tekneyle denize açılmamış biri, “uzman denizci” olduğunu iddia edemez.

Bazı çok özel örneklerde dilin kendisi bir araç olabilir. Tıpkı dilin sesinin mantralarda ve derviş zikirlerinde temel iletişim aracı olması gibi, özel olarak tasarlanmış durumlarda, sessiz taraf için yararlı olabilecek ve dilin içine gizlenmiş ögeler taşıyabilir.

Gürcüyef’in öğretmenlerinden birisi olan Ataullah Karmani, dilin kullanımına ilişkin şu görüşleri ileri sürer :

“Soru : Ders kitapları nasıl incelenirdi?

A.K. : Anlamın farklı düzeyleri “sürekli okumayla” yavaş yavaş özümlenmelidir. Kitaplar sizin deyiminizle anlaşılmak için değil, ama bilinçli varlığınızın ve içsel benliğinizin yapısında özümsenmek için okunulurdu. Batılı aydınlar size bir şeyden yararlanabilmeniz için o şeyi anlamanız gerektiğini öğretir. Tasavvuf ise yüzeysel yeteneğiniz gibi kaba bir şeye sırtını  dayamaz. “BEREKET” (BARAKA), zihninizin zayıflamış şekilde içeri süzülmesine izin verene kadar eşikte beklemeye zorladığı / şeyden çok, size rağmen içeri süzülen şeydir.”

Sözlü Edebiyat

Bazı kültürlerde, özellikle de Orta Doğu kültürlerinde kıssalar ya da “peri masalları, bir çok işleve sahiptir. Bunlar gençleri hem eğlendirir, hem de keyif verirler. Çoğu kez yararlı bir ahlaki, alegorik bölüm içerir ve ortak kültürel mirasın, paylaşılış söylem evreninin oluşmasına yardımcı olurlar. Sonraki yaşam için daha gelişmiş bir öğretiye temel sağlarlar.

Bu kıssaların mantığı sıradan değildir. Daha çok rüya mantığına benzerler. Doğrusal zamanın çok az bir değeri vardır. Peri Masallarında geçen olaylar, birbirinin içinde, birbirinin etrafında birbirinden önce ya da sonra meydana gelebilirler. Zamanı aşabilen sihirli halılar vardır. Bilinç psikolojisi açısından, Peri Masallarında yer alan sembollere “yeni anlamlar” verilebilir. (Nasreddin Hoca hikayelerindeki sembollere de yeni anlamlar verilebilir: Mavi Boncuk, Kavak Ağacı, Ay, Güneş, Yüzük, Anahtar vb.)

Dr. Ornstein şimdi sizi aşağıdaki örnekler üzerinde düşünmeye çağırıyor:

Sihirli lambada saklı bir Cin (serbest kalması bir felaket olabilecek…)

Kuleye hapsedilmiş güzel prenses (kurtarılması neredeyse imkansız olan…)

108 Kıratlık Elması koruyan bir Ejderha / Dragon.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Bazı hikayeler, geleneksel batıni psikolojileri anlatmak için kaleme alınmıştır. Kulaktan kulağa aktarılırken çoğu kez birbirine karıştırılmışlardır. Bunlara  örnek olarak Ezop’un Hayvan Hikayeleri, Yunan Efsaneleri, Binbir Gece Masalları, Don Kişot verilebilir.

Etkileri  yalnızca eğlendirmek olmayıp, kişinin, başka  bir yoldan ulaşılamayacak yanıyla bağlantı kurmak ve kişinin içinde, bilinen boyutlarımızın alışılmış sınırlarının ötesinde söze dökülmemiş gerçek bir iletişimi sağlamak olduğu için, öğretici hikayeler olarak adlandırılmışlardır.

Bu hikayeler bilinci nasıl etkileyebilir ve “sezgisel biçimi” nasıl ifade edebilirler? Neden sürekli olarak okunmak ve yeniden okunmak zorundadırlar? Onu anlayabilmek için ona aşina olmamız gerekir. İsmimizi, düşük tonla söylense de diğer bir çok kelimeden daha çabuk işitebiliriz. Türkçe bir kelimeyi, harflerin rasgele diziliminden oluşturuluş kelimeler arasından, daha çabuk seçebiliriz. Kupa altılısını, maça altılısından daha çabuk görürüz.

Batıni gelenekte amaç, bilinmeyen bilgiyi almaktır. Öğretici kıssalar kasıtlı olarak seçilmiş olay kalıplarını içerirler. Hikayenin tekrar okunması, okurun aklında bu kalıpların kalmasını sağlar. Yeni algılama organları yaratır. Olayların çoğu tekrarlanamaz ve olağan dışıdır. Hikayeler aklı, bilinmeyen ve doğrusal olmayan yollara sürükler. Dolayısıyla her zamanki “zihinsel” ve “rasyonel” biçimde anlaşılması gerekmez.

Sürekli yeniden okuma, bilinci olağandışı bir biçimde işlemeye yöneltir. Dış olaylar zorladığında kullanılabilecek “kategori” ya da “işleyiş biçimleri” yaratır.

Bu hikayeler, öncelikle sözlü gelenekle aktarılırlar. (Bektaşi fıkraları gibi!). Batı kültüründe birisinin oturup bir hikayenin anlatılmasını dinlemesine nadiren rastlanır. Bir edebiyat paragrafını sıradan biçimde okumak ile, onu bir edebiyatçıdan, belki de yazarından dinlemek arasındaki farkı düşünün. Dinlemek, Don Juan’ın belirttiği gibi, dengeyi kulaklara yöneltir. Olayları resimlememize olanak sağlar. Peri Masalları tam da bu amaçla resimlendirilmiştir.

Kıssa Anlatıcısı sıradan sözel ve zihinsel aygıtla ulaşılamayan bir bilinç biçimini etkilemek için, dili kullanarak bu geleneklerin en önemli ögelerinden birini oluşturur. Bu özel öyküler her kültürde mevcuttur. Her kültürel çağ için öykünün işlevleri, bir okul ya da kişi tarafından yeniden formüle edilmelidir.

İdris Şah, bu öyküleri Çağdaş Batı Kültürüne yeniden sunmak için güncelleştirmiştir. Geleneksel öğretici hikayeleri toplamak ve birbirleriyle karşılaştırmalı çalışmalar yapmak için yıllarca bir kıtadan öbürüne seyahat etmiştir.

Bu hikayeler, tefekkür (reflection) nesneleri olarak da hizmet edebilirler. Tefekkür etmek, hem tasavvur etmek hem de ayna tutmak anlamlarına gelir. Bir öyküde geçen bir olay, bir nehrin uçaktan çekilmiş fotoğrafı gibi, okurun ya da dinleyicisinin bilincindeki bir kalıbı yeniden biçimlendirir. Batınilerin kullandığı “Yukarısı nasılsa, aşağısı da öyledir” sözünün anlamı budur.

Bazı hikayeler, kendimizi gözlemleyebileceğimiz kalıplar ya da bilinç şablonları olarak da, kullanılırlar. Bunlardan birinde Nasreddin Hoca (ya da Hace Nasreddin) Ud Çalmaya merak duyar. Bir Ud Ustası bularak sorar: “Dersler için ne kadar ücret istiyorsun? Ud Ustası cevap verir : “İlk ay için on altın, sonraki aylar için birer altın alırım.” “İyi” der, Nasreddin , “O halde ben ikinci ay başlarım.”

Diğer bir hikaye ise şöyledir:

“Bir gün Nasreddin Hoca, şehrin ana caddesinde etrafa ekmek parçaları saçarak yürüyormuş. Komşusu yanına gelip, “Ne yapıyorsun Hoca?” diye sormuş. Hoca, “Şehri kaplanlardan korumaya çalışıyorum” demiş. Komşusu, “Aman Hoca, yüzyıllardır bu bölgede hiç kaplan ortaya çıkmamış ki?” deyince, Hoca cevabı yapıştırmış: “Demek işe yarıyormuş, değil mi?”

Bu hikayede Nasreddin Hoca, aynı zamanda hem “boş ve yararsız işler yapan bir aptal”, hem de “sıradan, doğrusal bilinçle kavranamayan eylemlere sahip geleneksel psikoloji öğreticisi” durumundadır.

NLP İle Ruhsal Gelişim/Cengiz Erengil/Akis Kitap

www.gencgelisim.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan NLP Her Şeyden Önce Bir Kişisel Gelişim Yöntemidir başlıklı makalemizde beyin dili, kişisel gelişim ve nlp hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir