Genç Gelişim Dergisi

Eylemlerimizin Zihin Boyutu

Written By: Genç Gelişim - Nis• 20•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

10

 

“Şampiyon olmak demek, şampiyon gibi düşünmek demektir”

Herhangi bir iş için eyleme geçmeden evvel, bunu zihnimizde tasarlarız. Yani her eylemin bir düşünce boyutu vardır. İç temsillerimiz, düşüncelerimiz, fikir kalıplarımız, aldığımız eğitimler fizyolojik davranışlarımıza yansır. Ne türde bir zihinsel dünyamız varsa davranışlarımız da ona göre şekillenir. Bir konuda beceriksizsek, zaten o konuyla ilgili olumlu bir düşüncemiz yoktur. Yapacağına inanmayan, beynini, zihnini ve ruhunu başarıya inandıramamış kimselerin eylemleri de başarısızlık yönünde olacaktır. Üstelik bu tür kişiler çok çalıştıklarını, çok yorulduklarını ifade etseler bile başarısızlardır. Boşa kürek çekme tabiri tam da bu kişiler içindir. Bu arada bilinçaltını unutmamalıyız. Küçük yaşlardan itibaren gördüğümüz aile, çevre, okul eğitimleri, yaşadığımız olaylar, gelenekler, görenekler, örf ve adetler zihinlerimizde belli düşünce kalıpları oluşturur. Bu düşünce kalıplarımıza göre olayları yorumlar, çözümler ve değerlendiririz ve bu değerlendirmelere göre davranışlarımız şekil alır.

Bir eyleme girişmeden önce onun senaryosunu zihnimizde oluştururuz. Bunu yaparken yapacağımız işi tüm ayrıntılarıyla, sanki yapıyormuşçasına zihnimizde canlandırırız. Bu şekilde aslında beynimizi çalıştırarak nöronlarımız arası iletişimi kuvvetlendirmekteyiz; farkında olsak ta olmasak ta…

Uzman Psikolog Zafer Akıncı’nın  “Hafıza Teknikleri” seminerinde izlemiş olduğum filimde, sporcu kız gösteriye çıkmadan evvel yaptığı antrenmanlarda başarılı olmak için bedenini eğitmekteydi. Ancak yapacağı her hareketten önce bir süre düşünüyordu. Ben, konsantre olmaya çalıştığını düşünüyordum. Her düşünüşünde, zihninde, yapacağı hareketleri başarılı bir şekilde yapmış olduğunu en ince ayrıntısına kadar tasarlıyordu. Bu sırada beynindeki nöronlar sinaptik bağlar aracılığıyla elektrik atlamalarına sebep oluyor ve kız, yapacağı gösteriyi başarılı bir şekilde beyninde canlandırıyordu. Her denemesinde bir adım daha öne gidiyor ve en son gösterisini kusursuz bir şekilde tamamlıyordu Akıncı, zekâyı “nöronlar arasında başarılı bağlantılar sağlayabilme yeteneği” olarak tarif etti bize… Nasıl düşünüyorsak öyle yaşarız ifadesini desteklemektedir verdiğimiz örnek… Otomobil sürmeyi öğrenirken, direksiyona geçmeden evvel kaç kere zihnimizde canlandırmalar yaptık değil mi?

Rhonda Byrne’nin “The Secret (Sır)” kitabında, Dr.Denis Waitley’in şu görüşleri yer almaktadır:

“Zihinde canlandırma oluşumunu Apollo programından aldım ve 1980 ve 90’lardaki Olimpiyat programında uyguladım. O dönemlerdeki adı, Visual Motor Rehearsal (Görsel Hareket Provası) idi. Bir şeyi zihninizde canlandırmanız, onu gerçekleştirebileceğiniz anlamına gelir. İşte size zihne dair ilginç bir hikâye:

Olimpik aletleri karşımıza aldık, sporculardan koşmaları gereken mesafeyi zihinlerinin içinde koşmalarını istedik ve onları gelişmiş geri bildirim (bio-feedback) cihazlarına bağladık. Beyinlerinin içindeki yarışta yaptıkları koşu ile yarış pistinde yaptıkları koşuda incelenen kasların aynı sıralamayla tepki vermesi bizi hayrete düşüren bir sonuç oldu. Peki, bunun sebebi neydi? Bunun sebebi, beynin yaptığınız şeyin gerçek mi, yoksa gerçeğin bir provası mı olduğunu ayırt edememesidir. Beyninizin için de var ettiğinizi, bedeninizin içinde de var edebilirsiniz.”

Dev bir binanın inşa edilmesi sürecinde, mühendisler, mimarlar matematik ilkelerini, gerilim ve basınç şartlarını anlamış biri olarak işe ilk adımlarını atarlar. Sonrasında, zihinlerinde binayı temeline oturtup, o arazide, tüm ayrıntılarıyla inşa edip hayallerindeki görüntü resimlerinde bitirirler. Binanın kullanılışı, depreme dayanıklılığı, doğa etkilerinin binada oluşturabileceği deformasyonlar,v.b. tüm ayrıntılar vardır bu görüntülerde…Bütün bunlardan sonra proje hazırlanır ve uygulamaya geçilir.

Mimar Sinan’ın bu konuyu açıklığa kavuşturan çok güzel bir öyküsü vardır:

Padişah, Mimar Sinan’a, şimdiki Süleymaniye Camii arazisinde devasa bir cami yapmasını emreder. Sinan, padişah ve ekibiyle birlikte araziye gider. Saatlerce arazinin her bir köşesini tek tek gezer. Bunu yaparken kafasını bile kaldırmaz.

Saatler geçmiştir ve padişah sabırsızlanmaya, sinirlenmeye başlamıştır. Vezirler, Sinan’ı uyarırlar. Sinan, hiç oralı olmaz ve “Biraz daha bekleyin!” ,der. Koca Sinan olmak kolay değildir tabii ki… O devirde hiç kimse padişaha ”Bekle!” diyebilecek cüreti gösteremez. Ama Mimar Sinan bu… Muhteşem Süleyman’ın muhteşem mimarı…

Padişah öfkelense de Sinan’ı bir süre daha bekler… Sonunda Sinan, başı önünde, yavaş yavaş padişaha doğru yürür, biraz eğilir ve yavaşça doğrulmaya başlar…” Tamam hünkârım! Camiyi bitirdim ve kapısından çıktım. İstediğiniz muhteşem eseri buraya inşa edebiliriz!” ,der.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Mimar Sinan sadece :”Camiyi buraya inşa edebiliriz” ,demek için niçin saatlerce arazide dolaşmıştır dersiniz? Çünkü büyük usta, saatlerce arazide gezdiği esnada zihninde camiyi tüm ayrıntılarıyla inşa etmiş, planını yapmış, binayı araziye yerleştirmişti. En son, eğilerek doğrulması da zihninde, tamamladığı caminin kapısından çıkmış olmasıdır. Her ayrıntıyı zihninde canlandırarak plan yapmıştır Koca Sinan… Muhteşem Süleymaniye Camii ve külliyesinin inşa eyleminin zihin boyutu da ancak bu kadar muhteşem olur.

Bilinçli zihnimizde yer alan ve gerçek olarak canlandırılıp kabul edilen her düşünce, beynimiz tarafından bilinçaltı zihnimize iletilir, burada biçimlenerek gerçek dünyada karşımıza çıkar… Dr.Kazuo Murakami, yapılan araştırmalarda, düşünce tarzımızın genlerimizi olumlu ya da olumsuz yönde harekete geçirebileceğini ifade etmektedir. Olduğumuz veya olmak istediğimiz kişi, nasıl düşündüğümüzün bir ürünü ve sonucu olacaktır. Düşüncelerimizin kalitesini değiştirdiğimiz takdirde, hayatımızın kalitesini de değiştirebiliriz. İçimizde gerçekleştirdiğimiz değişiklikleri, dışımızdaki değişiklikler takip edecektir.

Zirveyi hedefliyorsak başarısızlığı değil başarıyı düşünmemiz gerekir. Başarısızlığı düşünmek zihnimizi, başarısızlık üretecek diğer düşünceleri harekete geçirmek üzere koşullamaktadır. Başarılı insanlar, kendilerini nasıl aşacaklarını hesaplar; başkalarıyla değil, kendileriyle yarışır. Büyük başarı düzeylerine ulaşmayı engelleyen en önemli unsurlardan biri bunlara ulaşmanın imkânsızlığına inanmaktır.

Zihnimizin görevi, kendisine verdiğimiz talimatları yerine getirmektir. Hangi mesajları gönderirsek ona göre davranır. Kendimizle ilgili pozitif sonuçlar almaya yönelik sinyaller gönderirsek, zihnimizde öyle çalışır ve bu çalışmalara yaşam şeklimize yansır.” NLP ile Coşkulu Yaşam” isimli kitabında Cemal Kondu şöyle diyor :

” Nörolinguistik Programlamanın (NLP’nin) temel varsayımlarından birisi şudur: Zihin ve beden aynı sibernetik sistemin ayrılmaz parçalarıdır ve birbirlerini etkilerler. İnsanlar kendileri ile iç iletişim halindeyken kendileri hakkında ne söylüyorlarsa, kendilerini nasıl görüyorlarsa ya da hissediyorlarsa bunu yaşarlar.”

“Dünyada herkes mutlu olmak ister. Fakat sizi mutlu eden şey ne olduğunuz ve ne yaptığınız değil, sizin görüş ve duyuşunuzdur.”

 

Bakın, Mevlana bize bu konuda nasıl sesleniyor:

Kardeşim sen düşünceden ibaretsin,

Geriye kalan et ve kemiksin,

Gül düşünürsün gülistan olursun,

Diken düşünürsün dikenlik olursun…

 

Zihindeki olumlu düşünceler bedende bir takım olumlu sonuçlar yaratır. Mutlu kişilerin beyninde, Endorfin denilen bir çeşit doğal morfin salgılanır. Bu morfin bildiğimiz morfinden en az yüz kez daha güçlüdür. Kişinin ızdırabını dindirmesine yardımcı olur. Bu da insana mutluluk verir. İnsanlar ne kadar mutlu ne kadar pozitif olurlarsa ürettikleri protein zincirleri daha sağlıklı olur ve bağışıklık sistemi daha da güçlenir.

Zihnimizde canlandırdığımız şeyler gönlümüze ulaşır. Yaşamla ve çevremizle ilgili bakış açılarımızı değiştirir. Potansiyellerimizi fark etmemizi sağlayan “farkındalık” özelliğini kazanmamıza vesile olur. Hayal ve hedeflerimizi zihnimizde canlandırarak gerçekten istediğimizde(vücudumuzun tüm zerreleriyle),bu konuda evrendeki tüm varlıkların ötesinde Evren’in Sahibi’nden alacağınız desteği fark edip hayrete düşeceksiniz.


Yüreğindeki Sen/Selçuk Alkan/Akis Kitap
www.gencgelisim.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan İnsanlarla İlişkilerinizin Sırrı, İletişim Gücünüzdedir başlıklı makalemizde iletişim gücü, insanlarla ilişkilerin sırrı ve insanlarla ilişkilerinizin sırrı iletişim gücünüzdedir hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir