Genç Gelişim Dergisi

Eşeğe Ters Binme Cezası

Written By: Genç Gelişim - Haz• 16•13

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

esege ters binme

Tanzimat devri sonlarına kadar İstanbul’daki kapkaççılar, hırsızlar ve yankesiciler eşeğe ters bindirilmişlerdir. Bu ceza, yalnızca İstanbul’da değil, Anadolu’nun birçok yerinde Cumhuriyet’e kadar uygulanmış bir cezadır.

 

Evlere, dükkânlara girmeyen, pazar yerindeki sergilerden, dükkân önlerinden, insanların ellerinden mal çalıp kaçan kişiler ile yankesicileri, ya yeniçeri ya da halk yakaladı mı, bunlar en yakın yeniçeri kolluğuna (karakola) götürülürdü. Çorbacı divanında, suçlu sorguya çekilir, eğer suçlu bulunursa elleri arkasına bağlanarak bir semersiz eşeğe ters oturtulurdu. Peki neden ters oturtulurdu diyeceksiniz? Efendim, semersiz oturulan eşeğin vakit ilerledikçe insan kıçına verdiği zararı test etmek istiyorsanız bir deneyin derim. Sonra ne yapılıyormuş dersiniz? Sonra, sabahtan akşama kadar üç gün süren bir dolaştırma merasimi, suçluyu halka teşhir cezası başlardı. (Değme sinema filmlerine tercih ederim bu teşhiri.) Boynuna, hırsız mıdır, yankesici midir, neyin nesi olduğu bildirilir bir etiket asılırdı. Eşek kalabalık bir yerde durdurulur, suçluyu dolaştıran yeniçeri ya da kollukçu, adını sanını, yerini yurdunu, bağıra bağıra sayıp dökmeye başlardı. Ne vahim bir durum değil mi? Yer yarılsa da o an insan içine girse daha iyi. Ama yok öyle kolay kurtulmak…

 

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Kapkaççının, yankesicinin eğer ilk suçuysa, halka gösterme cezasının son günü, ‘yüzü ak olsun’ düşüncesiyle,(ne de aklanma ya) yüzüne çanaklar dolusu yoğurt sıvanırdı. Bu şekilde ömründe yoğurt yüzü görmemiş ağız ve dahi boğaz, yoğurt denizinde yüzmüş gibi olurdu ki hak getire. Ancak bu işten zevk alındığını söyleyemem. Bu halde yenilen yoğurttan hayır mı gelir efendim. İkinci defa bu suç tekrarlanırsa, yoğurt sıvama/sıvanma işinden sonra karakol önünde falakaya yatırılırdı. Hırsızlığı, yankesiciliği meslek haline getirmiş olanların suratı, hem yoğurtla sıvanır, hem dayak yerdi. Bitti mi? Hayır. Üstüne bir de hapse atılırlardı.

Elbet, bütün bunlardan sonra artık o kişi o mekanda dikiş tutturamaz, başka diyarlara savuşmak zorunda kalırdı. Bu utanç verici cezaya bir daha çarptırılmamak üzre gittiği yerde namusuyla yaşamaya mecbur edilirdi.

Şimdiki modern asrın kanunları bu uygulamanın yanında sevimli sıpa konumunda kalır. Bunları eşek sırtında gezdirmek onlara ödül olur. Şöhretleri artar. Ya ne yapmalı? Asacaksın, idam edeceksin. Gün geçtikçe idama olan sempatim artıyor. Aynı durumu ben kendim yapsam toplumun selameti için başımın gitmesine hiç gocunmam. Çok gaddar gibi görünen bu durumdan başka, bu toplumu yola getirecek bir uygulama bulunacaksa o zaman bu fikrimden vazgeçerim.

 

Mehmet Akbulut

www.gencgelisim.gencgelisim.com

Bir önceki yazımız olan NLP’ce Değişim başlıklı makalemizde değişim, değişim ve nlp ve gelişim hakkında bilgiler verilmektedir.

Share

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir